top of page
  • aliboratav

2015 yılında yapılan ilk Göcek Yat Mola Noktaları ihale süreci ve ihalelerin iptali hakkında 8 yazı - Mart / Temmuz 2015

Güncelleme tarihi: 2 Nis


Göcek 2015'ten bu yana Ankara'da bir doğa harikası ya da denizci cenneti olarak değil, "heba edilmiş ya da kullanılmamış" bir gelir kapısı ya da fırsatı olarak görülüyor. Bu "fırsatı" nakde çevirme doğrultusunda ilk girişim 2015 yılının Mart ayında yaşandı. Göcek'e verdiği zarar hala bitmeyen, her gün yeni boyutları gündeme gelen bir ihale açıldı. O günlerde, Göcek yerel halkının ve doğa-deniz severlerin açlık grevine kadar varan itirazları, tepkileri, protestoları bir sonuç verdi ve bu ihale iptal edildi. Konuyla ilgili Yurt Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi, Atlas Dergisi ve Yacht Türkiye Dergisi'nde 8 yazım yayınlandı. Gelişmeleri kayıt altına almak amacıyla bu yazıları tarih sırasına göre aşağıda sıralıyorum...


-------

Göcek Koyları kime, nasıl, nereye gidiyor?

Yurt Gazetesi - 22 Mart 2015


Göcek’de Türk yat turizminin temel durak noktalarından birini oluşturan ve her yıl yerli-yabancı 10 binlerce denizciye hizmet veren 4 koy, Orman Bakanlığı tarafından ihaleye açıldı. 26-27 Mart 2015 tarihinde Fethiye Körfezi’nde günlük tur tekneleri ve yatçıların en önemli uğrak noktaları arasında olan Göbün, Bedri Rahmi (Taşyaka), Manastır (Akbük) ve Küçük Sarsala için “C Tipi Mesire Yeri” olarak 29 yıl geçerli ihale yapılacak.

Orman Bakanlığı’nın 2013 tarihli Tebliği’nde C-Tipi Mesire Yeri, “kır lokantası, kahvesi, büfe, piknik alanı” gibi pek çok özelliğiyle tanımlanıyor. Ayrıca bakanlık bu koylar için açılan ihalenin şartnamesinde 12 metrekarelik bir ibadethane bile tanımlamış. Ama yat turizminin göz bebeği sayılacak bu koylarda teknelerin yanaşabileceği bir iskele yapılıp yapılmayacağı  şartnamede yok. Oysa, koylar ÖÇK kapsamında, 3’üncü derece SİT alanı ve tek ulaşım yolu deniz. Karayolu bağlantısı yok.


30 Yörük Ailesi mağdur...

Bu koyları 30 yıla yakın süredir 7-8’er Yörük Ailesi ortak olarak işletiyorlar.Bu 4 koyda ancak mütevazi hayatlarını devam ettirebilen belki 200-300 insan demek bu... Bu ailelerin 1998 yılından bu yana İl Özel İdaresi ile kira sözleşmeleri var ve koyun kirasını enflasyon ölçüsünde artırma kaydıyla her yıl mart ayında sözleşmelerinin yenilenme hakları vardı. Bu güvence ile yıllardır su, elektrik, yol olmayan bu koylara kazançlarının önemli bir bölümüyle yatırım yaptılar. 7-8 km mesafeden su hattı çektiler, güneş enerjisi ile elektrik üretmeye başladılar. Koyların her yıl kara ve deniz temizliğini yaptılar. Denizcilerin çöpünü sandallarıyla belediyeye teslim edip,  wi-fi bağlantısı sunacak kadar yat turizminin gelişimine katkıda bulundular.

2013 yılında Büyükşehir Yasasının çıkmasıyla bu kiracı ailelerin İl Özel İdaresi ile ilişkileri kesildi. Göcek’in deniz turizmi açısından en önemli sayılacak bu koyları Orman Bakanlığı’na devredildi. Orman Bakanlığı da bu koyları işleten ailelerin İl Özel İdaresi ile kiracılık ilişkilerini kabul etmediğini bildirdi ve 15 gün önce ihale yoluyla mesire yeri olarak kiraya verileceği ortaya çıktı.

30 yıla yakın süredir sözleşmeli kiracı olarak bu koylardaki tesisleri işleten ve koyların bakımını yapan aileler Orman Bakanlığı Bölge Müdürlüğü’ne gidince 100’e yakın ihale dosyasının bölgede tanınmayan insanlar tarafından alındığını öğrendiler. İhale için bölge dışından örneğin Göbün’de 10, Bedri Rahmi’de 35 adayın dosya aldığı biliniyor.


Astronomik bedelleri aslında kim ödeyecek?

Yıllık 80-120 bin lira muhammen bedel ile, 29 yıllığına kiralanması planlanan Göcek Koyları için 26-27 Mart 2015 tarihinde açık artırma yapılacak. Açık artırmada 80-120 bin TL arasındaki muhammen ihale bedelinin 2 ila 4 kat yükselebileceği tahmin ediliyor. Yani 500-600 bin TL’ye kadar... Oysa bu koyların geçmişteki sezleşmeye dayanan kira bedelleri 40-50 bin TL arasındaydı. Ayrıca, bu koylar zaten bu alanda yaşamakta olan aileler tarafından işletilmezse çok yüksek işletme giderleri de oluşacak.

İhale şartnamesinde bir iskeleden söz edilmiyor. Eğer izin alınabilirse bu koylarda mevcut 40-50 tekne kapasiteli iskeleler için ayrıca muhammen ihale bedeli kadar, yani 80-120 bin lira arası harç ödenmesi de gündeme gelecek.

Bölgedeki deneyimli turizmcilerin yorumu, bu yüksek maliyetlerin ister istemez yatçılara yansıtılacağı. Turizmciler, bu mantık sürerse son yıllarda hızla gelişmekte olan Türkiye yat turizminin zaten çok ciddi bir rakip olan Yunan Adaları’na tamamen kayacağına da dikkat çekiyorlar.


Tesis kapasitesinin % 75’i...

Göcek’in tesis kapasitesinin yüzde 75’ini oluşturan, her yıl 10 binlerce denizciye hizmet veren bu  4 eşsiz koyun akibeti meçhul hale geldi.

Göcek’de sadece 6 koyda yatçıların gecelemesi mümkün olan tesis ve iskeleler bulunuyor. Bu tesislerden günü birlik gezi tekneleri de yararlanabiliyor. İhaleye çıkarılan koylar, bu 6 tesisin en iyi konumda olanları, yerli ve yabancı yat turizimcileri açısından en beğenilenleri  ve yaklaşık konaklama kapasitesinin % 75’ini oluşturuyor.

Muğla’da yat turizmini yakından izleyen bir uzman şöyle diyor: “Anlaşılan bu koyları da deniz kültüründen, denizcinin isteklerinden, ihtiyaçlarından habersiz birilerine verecekler. Sonra da yat turizmini Yunan Adaları’na kaptırıyoruz diye hep birlikte ağlaşmaya devam edeceğiz!”


-----------

Göcek’in İçyüzü...

Cumhuriyet Gazetesi - 25 Mart 2015

 

Göbün, Bedri Rahmi, Küçük Sarsala ve Manastır, mavi yolcular için Göcek’in gözbebeği sayılabilecek koylar. Hem hala korunan doğası, hem tarih ve kültür mirasıyla..

Bu koyların doğal güzelliklerini yaklaşık 30 yıldır koruyanlar; Bu koyları Fethiye bölgesindeki hem günübirlik turla çıkanlar hem de tekne ile tatil yapanlar için bir cennete çevirenler, bugün İl Özel İdaresi ile kira sözleşmeleri yok sayılan Yörük Aileleridir.

Yıllardır gezilerimizde bu koylara uğrarız. Kendilerini riske atarak fırtınada zora düşmüş kaç denizcinin hayatını kurtardıklarına, Göcek Koyu’nda çıkan yangınları ailece seferber olup söndürdüklerine, tesisleri için 10 km. mesafeden her sabah üstüne 3 tonluk su tankı monte edilmiş kayıklarıyla su taşıdıklarına, yine kayıkla 8 km. mesafeye tüm denizcilerin çöpünü götürdüklerine gözlerimizle tanık olduk.

Her yıl sonu bu aileler çoluk çocuk deniz ve kıyı temizliği yaparlar. Bu temizliklerden birine şahit oldum: Göcek’in gözbebeği dediğimiz bu koylarda denizden çıkarılan pislik içinde aküler, otomobil lastikleri, kırık iskemleler, her tür hırdavat malzemesi yanında bir buzdolabı bile vardı.

Yıllar içinde karayolu olmayan bu koylara kendi imkanlarıyla su hattı çektiler, önce jeneratör daha sonra güneş enerjisi ile elektrik temin ettiler. Son yıllarda özellikle gençleri pek sevindiren wi-fi alanı bile oluşturdular.

Denize de denizciye de dost oldular...

Biz de dahil olmak üzere yeni yelkencilere öğretmen oldular. Yabancı yatçılara da esaslı bir turizm elçisi...

Bu koylardaki mütevazi restoranlarda Abramovic de, Katar Şeyhi de, Dustin Hoffman ve Uma Thurman da ayıla bayıla yemek yediler. Bir gün Monaco Prensesi Caroline’in oturacak masa bulunamadığı için 45 dakika Göbün’ün kırık dökük ahşap barında sıra beklediği de efsane değil, gerçektir.

Aynı restoranda yaz aylarında özellikle hafta sonu gecelerinde 200-300 kişiye kadar müşteri vardır. Lojistik imkanları son derece sınırlı bu mahrumiyet bölgesi için komik sayılabilecek fiyatlarla yemeklerini yer eğlenirler. Masalar arasında bir dolaşın her gece değişen müşterilerin en az yarısının 20-30 kişilik servis çalışanlarına isimleriyle hitap ettiklerini, onların da “bilmemne abi, bilmemne abla hemen geliyor” diye koşuşturduklarını görürsünüz. Yani bu insanlar denizcilerin gerçekten dostu olmayı da başarmışlardır.

Bunlar konunun, kiracı Yörük Aileleri’nin o koylardaki hakkına işaret eden insani yönü.

Bir de maddi yönüne bakmak lazım...

Göcek koyları boşalsın mı isteniyor?

Oldu bittiye getirilmek istenen ve tesisleri işletenlere haber bile vermeden yangından mal kaçırırcasına düzenlenen bu ihale gerçekten vahim.

Birkaç açıdan vahim..

- Birincisi bu 4 koydaki tesislerde yaşamını kazanan ve denizcilere dostluklarıyla bilinen 50 civarında aile mağdur ediliyor. Bu insanların İl Özel İdaresi ile kira sözleşmeleri vardı. Orman Bakanlığı “Ben bu sözleşmeyi tanımam, en yüksek parayı verene ihaleyi veririm” diyor. Peki Türkiye’nin deniz turizmi potansiyelinin önemli bir varlığından söz ediyoruz. İhaleye aday olanın “tarihi bağı ve yeterliliği” geçersiz bir konu mu?

- İkincisi şu ana kadar söz konusu 4 ihale için 100'e yakın girişimci ihale dosyası almış. Her koy için 80-120 bin lira muhammen bedelle başlayacak ihalenin açık artırmada en az 250 bin, biraz fantezi gibi görünse de 500-600 bin liraya kadar yıllık kiraya ulaşabileceği tahmin ediliyor. Şu anki kiranın 5-10 katı olan bu maliyet nereden çıkarılacak? Bu koyların kapasitesi, günlük ağırlayabileceği insan sayısı belli.

- Üç.. Bölge dışından ihaleyi astronomik rakamlarla kazanacak kişiler Fethiye'den-Göcek'den getirecekleri personelle, bir personel barınma mekanı bile yasal olarak bulunmayan C-Tipi Mesire Yeri'nde karşı karşıya kalacakları yüksek maliyeti kimden çıkaracaklar?

- Dört: Orman Bakanlığı ihalesinde bu koylar için "Boş olarak kiralanacaktır" diyor. Oysa Göcek'de bir kez denize çıkmış herkes biliyor ki, bu tesisleri 30 yıldır işleten aileler iyi-kötü kazançlarının ciddi bir bölümünü bu koyları denizciler için uygun hale getirmeye yönelik yatırıma ayırdılar. İhaleyi normal bir iş insanının vermeyeceği bedellerle kazanacak insanlar ya bu tesisleri satın alacaklar, ya da sil baştan kuracaklar. Peki bu maliyeti kime yansıtacaklar?

Astronomik maliyetlerle bu koyları çalıştırmaya soyunanlar ya maliyetlerini denizcilere ödetmeye kalkarlar ve kimse kapılarına uğramaz, Yunan Adaları'na deniz göçü iyice hızlanır. Ve batarlar!

Ya da bu maliyet yeni işletmeciler tarafından sineye çekilmeye kalkışılır ve bu tesisler yine iflas eder.... Orman Bakanlığı da ikinci yıl kira tahsilatı yapamaz!

O halde şu soruyu sormak lazım: Bu ihale neden yapılıyor.

Yorumu size bırakıyorum...


-----------------------------

Göcek koyları ihalesinde birinci perde.... Dehşet rakamlar.....

Yurt Gazetesi - 30 Mart 2015


Ortalık bilgi kirliliğinden geçilmiyor.... Ulaşılabilen somut verileri ve bir küçük iddiayı paylaşmak istedim....

Hüseyin Gülen isimli Dalaman’da yaşayan Ordulu bir iş adamı Manastır (Akbük) ve Bedri Rahmi (Taşyaka) koylarının ihalelerini birincisini 900, ikincisini de 902 bin TL + KDV teklifle kazandı.

Bu teklifin ihale şartnamesinde yazılana göre mali profili şu: 900.000 + KDV üstüne yüzde 20 kira stopajı, yüzde 5 ağaçlandırma bedeli ve yüzde 2 bina kullanım bedeli olmak üzere yüzde 27 daha ekliyorsunuz. Sonuçta ihaleyi kazanan kişiye bu koyların yıllık maliyeti:

Bedri Rahmi (Taşyaka):  1.351.737 TL

Manastır (Akbük): 1.348.740 TL

Hüseyin Gülen hakkında internette bulabildiklerim şunlar: Dalaman Genç İş adamları Derneği’nin eski başkanı. Dalaman Belediyespor’da bir dönem yöneticilik yapmış. Havalimanı yolu üstündeki Barkod isimli bir kafeteryanın sahibi. Kesin bilgilere ulaşamadım ama bir besin (un), bir de tekstil atölyesi olduğu da görülüyor.

İddialara göre, ayrıca, yakın zaman içinde Fethiye de Küçük Samanlık, Büyük Samanlık ve Kuleli Koyları’nda yine Orman Bakanlığı’nın açtığı ihalelerle de bağlantılı.

27 mart’da yapılacak Göbün ve Sarsala’ya da 900 biner TL verip işi kapatırsa olay iyice inanılmaz boyuta ulaşacak!!!

Bu profile sahip bir girişimcinin herbiri Göcek’teki mahrumiyet koşullarında mükemmel sayılabilecek bir şekilde işletilen ve yıllık toplam cirosu  2-3 milyon TL, vergi sonrası kazancı belki en fazla 100-150 bin TL  olan kır restoranları ihalesinde verilen bu para akıl yoluyla açıklanamaz.

Kaba bir hesapla bu koylara bu iş adamı bugünkü rayiçle 29 yıllığına 39.150.000 TL taahhüt altına girmiş durumda....


------------------------------


Göcek Koyları’nda Büyük bir soru işareti!

Yacht Türkiye Dergisi - 2015 Nisan


Dergimizin baskıya girdiği günlerde sürpriz bir haber geldi. Yeni yetkili Orman Bakanlığı, eski sözleşmeler iptal. Göcek’in gözbebeği Göbün, Küçük sarsala, Manastır ve Bedri Rahmi Koyları c-tipi mesire yeri olarak ihaleye çıkıyor. Her yıl 10 binlerce denizciye hizmet veren tesislerin akibeti meçhul.

Göcek’de yat turizmimizin ana durakları olarak nitelendirilebilecek Göbün, Bedri Rahmi, Manastır ve Küçük Sarsala koylarındaki işletmeler Büyükşehir Yasası ile 2013 yılında İl Özel İdaresi’nin yetki alanı olmaktan çıkıp Orman Bakanlığı’na bağlandı. Orman Bakanlığı, yaklaşık 30 yıldır bu koyları işleten; kara ve deniz temizliğini yapan, çöpleri toplayan, koylara elektrik ve su sağlayan, deniz kültürünü koruyan ve yaşatan, yat turizmine sayısız katkıları, fedakarlıkları bulunan bu ailelerin İl Özel İdaresi ile 1998’den bu yana bulunan sözleşmelerini tanımadığını bildirdi.

Dergimizin baskıya girdiği günlerde (26-27 Mart 2015) bu koylar için C Tipi Mesire Yeri olarak 29 yıl geçerli ihale yapılacak. Bakanlık’ın 2013 tarihli Tebliği’nde c-Tipi Mesire Yeri “kır lokantası, kahvesi, büfe, piknik alanı” gibi pek çok özelliğiyle tanıyor, ayrıca bakanlık bu ihalenin şartnamesinde 12 metrekarelik bir ibadethane bile tanımlamış. Ama yat turizminin göz bebeği sayılacak bu koylarda bir iskele yapılıp yapılmayacağı  şartnamede yok.

Bu koyları 30 yıldır işleten ailelere bile haber verilmeden yangından mal kaçırırcasına düzenlenen bu ihale için örneğin Göbün’de 10, Bedri Rahmi’de 35 aday dosya almıştı. 80-120 bin TL arasında muhammen bedel ile düzenlenen ihalenin, açık artırma bölümünde fiyatın en aşağı 250 bin, hatta fantastik olarak 5-600 bin TL’ye bile çıkabileceği tahmin ediliyordu.

Rakamların nereye ulaşacağını ihaleyi düzenleyenlerin önüne bir mahkeme kararı çıkıp çıkmayacağını ancak dergimiz yayınladıktan sonra öğreneceğiz. Ancak mantık belli, bunun sonuçlarının ne olacağı da belli.

1-      Bu koylar fahiş fiyatlarla yıllık kiraya verilirlerse,

2-      Bu koyları zaten 30 yıldır orada yaşamakta olan Yörük Aileleri değil de dışardan getirilecek ve barınma imkanı bile olmayacak personelle işletmeye kalkarlarsa,

3-      Varolan tesislerin hiç de küçümsenmeyecek satın alım ya da yeniden kurulum maliyetleri gündeme gelirse...

Sonuçta bu aşırı yüksek maliyetin, bu tesislerden oldukça mütevazi bedellerle yararlanmakta olan yerli ve yabancı müşterilere, yani yatçılara yansıtılması gerekeceği açık. Ticari olarak bu işin altından kalkılır mı? Bilemem.  Şu an tek bildiğim, Göcek’in tesis kapasitesinin yüzde 75’ini oluşturan, her yıl 10 binlerce denizciye hizmet veren bu  4 harika koyun akibeti meçhul!

Muğla yat turizmini yakından izleyen bir yerel gazeteci ile sohbet ediyorduk, dedi ki;

“Anlaşılan bu koyları da deniz kültüründen, denizcinin isteklerinden, ihtiyaçlarından habersiz birilerine verecekler. Sonra da yat turizmini Yunan Adaları’na kaptırıyoruz diye hep birlikte ağlaşmaya devam edeceğiz!”

Ben de eski defterleri karıştırırken buldum. 2008 yılında Yacht Türkiye’de yayınlanan bir yazımda “En büyük korkum, bu güzel koyun, bir ihalede daha yüksek fiyat teklif eden bir müteşebbisin egemenliğine geçmesidir. Göbün Koyu’nun yarı amatör aile işletmesi, ‘para her şey değil’in canlı bir kanıtıdır” demişim.

Bakalım bu badireyi atlatabilecek miyiz?



----------------------------------

Göcek’de doğal denge ve arıza...

Cumhuriyet Gazetesi - 8 Nisan 2015

 

Göcek’de İdare Mahkemesi önce bedri Rahmi ve dün de Göbün için yürütmeyi durdurma kararları verdi. Ama yürütmeyi durdurma kararının tek anlamı zaman kazanılması. Mesele yeni düzenin nasıl kurulacağı...

Yüksek çevre duyarlılığı ve bilgisine sahip Orman Bakanı Veysel Eroğlu, hayli sinirlenerek “Ne imara açması, ben oraya bir çivi bile çaktırmam” dedi. Evet, şartnamede imara açıldığı yazmıyor. Ama denizcilerin, doğaseverlerin ve Göceklilerin farklı soruları var:

-          Neden bu koylar 29 yıllığına kiralanıyor? Burada zaten varolan tesisleri işletecek bu adaylar. Yıllık ihale yapılsın o zaman... Yıllık ihale, işletmecinin koya çivi bile çakmaması için daha iyi değil mi?

-          Ayrıca.. Sayın Eroğlu 29 yıl boyunca nasıl çivi çaktırmayacak? Süre bir insan için fazla uzun değil mi?

Endişelerimiz var:

-          Bu yüksek paralarla bu koyları kiralamaya kalkanlar “Para kazanamıyoruz, buraya karayolu yapalım” deyince ne olacak?

-          Şartnamede buraya bağlanabilecek tekne sayısı ve tonaj belirtilmemiş. Diyelim ki, kiralayan adam deniz turizmine yüklendi ve her yeri iskele ile doldurdu. Deniz kirliliğiyle nasıl baş edilecek?

-          Burayı halihazırda işletenler tepelerde kendi köylerinde yaşıyorlar. Dışardan gelen,“Göcek’e 20 km. mesafe var. Çalışanlarıma yatacak 2-3 bina yapmam lazım” deyip, 2-3 villa yaparsa ne olacak? Yunan Adaları’nda bunun pek çok örneği var.

Orman Bakanlığı’ndan yoğun tepkiler üzerine yapılan yazılı açıklamada, “Biz başarıyla ihaleleri yaptık ve yıllık kira gelirini tam 36 kat artırıyoruz” dendi.

-          Bu rakamların tamamen mantıksız olduğunu, o tesislere günde kaç teknenin yanaştığı, kaç kişinin yemek yediği ve ortalama kişi başı yeme-içme bedelleri belli.

-          Gazeteci Meriç Köyatası çok güzel bir yazı kaleme aldı. (“Bu paralar Göcek’te ancak uyuşturucu ticaretiyle kazanılır!”) Bu yazıda 900 bin’er TL karşılığı Manastır ve Bedri Rahmi koylarına talip olan işletmecinin, gerçekçi bir öngörüyle yılda 7000 kişi yemeğe gelse, su bile satmadan kişi başına 170 TL kira payı alması gerektiğini söylüyor.

-          İnsanlar ortalama 70-80 TL gibi rakamlara yemek yedikleri için bu koylara geliyorlar. Bu aritmetiği çarpın bölün sonuç değişmez. Hiçbir işletme o koylarda denizcilerden yeme içme karşılığı yılda 1 milyon TL kazanamaz.

-          Onun için, “Bu paraları verenler lokanta piknik yeri işletemeyecektir!” diyoruz.

İkinci gün ihalesi yapılan Göbün ve Küçük Sarsala koylarını kazanan yöre insanlarının da, açık artırmayı 1 milyon 900 bin liraya kadar yükselttirken mantıklarıyla değil duygularıyla hareket ettiklerini tahmin ediyoruz. Mütevazi bir yaşamları olan bu insanların o kadar para ödeyebilmelerini mümkün görmüyoruz.

Bir yerel gazetede okudum. İkinci gün açılan ihalede kendi işletmesinin ihalesini kazanan Ramazan Çil, Orman İşletme Müdürlüğü binasından çok büyük bir üzüntü içinde, konuşmaya bile güç bulamadan uzaklaşmış.

Üzülür tabi! Çünkü o, bu koyların insanı.

Güleryüzlü Ramazan Çil’i tüm denizciler de iyi tanır. Suyu olmayan tesisine kayıkla su taşır. Koyun ucundaki depoya atılan çöpleri her sabah belediyeye götürür. İskeleye gelen teknelerin yanaşmasına yardım eder. Temiz pak ahşap lokantasında çok güzel pide pişirir. Servisi de kendisi yapar. Bir de; 30 yıldır gönüllü orman bekçisidir. Ailesiyle birlikte kaç orman yangınını söndürdüğünü ona sorun. Araştırın, bakalım Küçük Sarsala’da tek bir kesilmiş ağaç izi bulabilecek misiniz?

Göcek’de 30 yılda güç bela kurulmuş bir doğal düzen var. Göcek insafsızca büyümeye devam ediyor ama yat mola noktaları (toplam 6 mola noktası var) hala doğallığını koruyor.

-          Göcek’te doğanın korunmasının ve yerli-yabancı denizcilere mutlu bir ortam sunulmasında en önemli faktörün, yöreyi-doğayı-denizi çok iyi bilen ve halen bu koyların işletmecisi konumunda bulunan 50’ye yakın Yörük ailesi olduğunu düşünüyoruz.

-          Kar hırsıyla buraya gelecek insanların ciddi bir risk yarattığına inanıyoruz.

-          Örneğin Göcek’e 20 km mesafedeki Aşı Koyu için yine 29 yıllığına C tipi mesire yeri olarak ihale açıldı. Burayı yıllardır işleten Yörük Aile ancak yıllık 70 bin TL önerdi. İhale Göcek’teki gibi astronomik bir bedel öneren bölge dışından birine verildi. Sonra yeni kiracı “ben buradan para kazanamam” diye Aşı’ya otel-bungalow kondurma peşine düştü. Tesis son 2 sezonda kara ve deniz turizmine kapalı.

Özetle...

Coğrafi konumuyla özellikle yelken sporu ve yat turizmi için Akdeniz’de eşi bulunmayan Göcek’de şu anda bir doğal denge var. Kamu yönetiminden bu doğal dengenin bozulmaması için bir çözüm bulunmasını umuyoruz.

Güney Fransa’daki Calanques,İtalya’daki Gennargentu, Hırvatistan’daki Mljet ya da Vietnam’daki Ha Long Bay gibi örneklere bakıyor ve Göcek’in hala Milli Park ya da Tabiat Parkı bile ilan edilmemesinden üzüntü duyuyoruz;

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almamasını, bugüne kadar aday bile gösterilmemesini dert ediniyoruz.


----------------------------


Bırakın Göcek vahşi kalsın!

Atlas Dergisi - 2015 Mayıs 


Bazıları “Vahşi doğa insanlar içindir” diyor, Göcek’in dünya çapında eşsiz 4 küçük koyunu ihale ile ‘en yüksek teklifi veren’e sunuyorlar. Oysa Göcek’inyüksek bedel ödeyenlerin pek önemsemeyeceği eşsiz özellikleri var. El değmemiş ormanları, harika bir denizi, nesli koruma altındaki deniz ve kara canlıları, betonla tanışmamış koyları, doğa ile bütünleşmiş yat mola noktaları ve bu doğayı benimsemiş, kollayan insanları... Bırakalım Göcek olduğu gibi kalsın... Çok mu zor?..Aslında tek yapılması gereken, ‘hiçbir şey yapmamak!’



Nisan ayının ilk günlerinde Göcek’teyiz. Bakkal, yat acentası sahibi, denizci, taksici, otelci, çiftçi, esnaf, tanıdık tanımadık herkes Göcek Koyları ihalelerini konuşuyor. Bir yandan: “Yürütmeyi durdurma ne demek, bundan sonra ne olur, ormancı tanıdığı ne demiş, mesirene anlama geliyor, tüm koylara yürütmeyi durdurma kararı çıkmış da Akbük için neden hala çıkmadı” gibi masum soru ve yorumlar...

Diğer yandan: “Koylara otel mi yapacaklar, ağaçlar kesilip yollar mı açılacak, koylar yat turizmine kapanır mı, ihalelere yöre dışından katılanlar mafya mı, arazi spekülatörleri mi” gibi korkutucu ve şu an için spekülatif konular...

Bir kaç hafta içinde İzmir, Fethiye ve Muğla’dan çevre örgütleriyle, Dalaman Yörük Obası’nın halkı arka arkaya gösteri ve yürüyüşler düzenledi. Dalaman’da direniş çadırı kuruldu. Kendileri de Kisse Bükü, Orhaniye, Güvercinlik, Usuluk gibi koylar için mücadele veren Datçalı, Hisarönülü, Bodrumlu çevreciler Göcek’e destek kampanyaları başlattı. Change.org’da da farklı iki imza kampanyası açıldı, Facebook’ta Göcek koyları için iki platform faaliyete geçti. Binlerce doğa ve denizsever bu platformlarda buluştu.

Ankara’da Bakanlıklar’da oturanlar çok hissetmemiş olabilir ama, protestolar bir anda tüm Türkiye’ye yayıldı. Göcek ve Dalaman’da ise konuşulan başka bir konu olduğu pek söylenemez. Burada yaşayanlar için bu paniğin ekonomik gerçekliğe dayanan bir açıklaması var. Geçtiğimiz yıllarda Özel Çevre Koruma (ÖÇK) için yapılan resmi bir araştırmaya göre, Göcek’te üretilen yıllık 210 milyon dolarlık toplam gelirin 200 milyon doları yat turizminden geliyor. Ve bugünkü karşılığıyla kıyaslandığında astronomik rakamlarla ihale edilecek olan bu küçük koyların yat turizminden kopması tüm sektöre önemli bir darbe vurur.

Göceklilerin, doğaseverlerin, denizcilerin ise kamu yönetiminden tek arzusu ve talebi var: Bırakın Göcek olduğu gibi, tamamen doğal, vahşi kalsın. Göcek Koyları’nı 30 yıldır işleten, temizleyen, orman yangınlarına karşı koruyan Yörük Aileleri’ni de buradan uzaklaştırmayın.


Eşsiz bir coğrafya ve tarih...

Göcek, Kapıdağı Yarımadası’nın doğusunda bir uçtan diğerine 15 kilometreeuzananve eni bir ile dört kilometre arasında değişen bir körfez olarak tanımlanabilir. İçinde,Göbün, Merdivenli Koy, Bedri Rahmi(Taşyaka), Yavansu, Kuyrucak, Hamam, Manastır, Sarsala koyları; Hurmalı Bük, Sıralı Bük, Boynuz Bükü ve At Bükü gibi 20’ye yakın Ege ve Akdeniz’de eşine az raslanır güzellikte koy ve bük var.

Göcek’in, açık denize yani Fethiye Körfezi’ne bakan 10 km’lik sınırında da adeta bir kale duvarı gibi sıralanmış 8-10 irili ufaklı ada bulunuyor. En ünlüleri Domuz, Tershane, Zeytinli, Yılanlı, Göcek adaları. Ve tabi Yassıcalar...

Gökyüzünden bu adalarla birlikte baktığınızda, Göcek bir körfez olmaktan çıkıyor, su deşarjı kuvvetli bir içdenize dönüşüyor.

İçdenizi çevreleyen 300-500 metre yükseklikteki tepeleri saran sedir, kızılçam, karaçam, fıstık çamı, zeytin ağaçları, çınarlar, meşeler, dere yataklarında geniş öbekler oluşturan okaliptusve bölgenin endemik günlük-sığla ağaçları muhteşem.

Kuzey sınırına yakın yerde bulunan Dikmentepe’nin1087 metrelikzirvesinden deniz seviyesine kadar inen yamaç ve düzlüklerde sandal, mersin, akçakesme, pirnal meşesi, yabani zeytin, tespih, keçiboynuzu, zakkum, melengiç ve defne gibiağaç türü ve ağacımsı bitkiler bulunuyor. Sumak, funda, karaçalı gibi çalılar; Böğürtlen, sarmaşık, laden, çayır otu, kekik ve ada çayı gibi flora türleri yer alıyor.

Kısacası, ağaçları, çalıları, tüm bir flora örtüsü ile yaklaşık 100 kilometrekarelik bu bölge, yemyeşil bir doğa harikasıdır.

Bu doğa, ayrıca önemli bir canlı çeşitliliğine de ev sahipliği yapıyor. Göcek için yapılmış özel bir çalışma bulunmamakla birlikte, “Fethiye-Göcek ÖÇK” alanında iribaşlı deniz kaplumbağası, 13 tür deniz algi,üç tür deniz çayırı, 35 tür balık, 134 tür kuş, 17 tür memeli ve sevimli şişe burunlu yunuslar yaşamını sürdürüyor.


Çok boyutlu bir tarih ve kültür mirası...

Eski çağlarda ismi Daidala olan Göcek havzası içinde bulunan Likya ve Bizans dönemi kalıntıları nedeniyle de bu alan bir tarih ve kültür mirası. Kapıdağ Yarımadası üstünde çetin doğa koşulları nedeniyle bugüne kadar arkeolojik çalışma yapılamayan üçyerleşim merkezi bulunuyor. Krya, Lisai ve İydai antik kentleri .

Denizden bölgeyi gezenlerin en kolay ulaşabildikleri tarihi bölgelerin ilk sırasında Sarsala’dan Yavansu’ya uzanan ormanlık alandaki Likya yolu kalıntıları yer alıyor. Hamam Koyu, Göbün, Domuz Adası ve özellikle Tershane Adası’ndaki Bizans ve Roma dönemlerine ait kalıntı ve eserleri tarihe meraklı olanların uğrak yerlerdir diyebiliriz. Herhalde en etkileyici olanı da, özellikle dolunayda muhteşem bir manzara oluşturan Bedri Rahmi Koyu’ndaki Likya kaya mezarları. Zaten bu tarihi eserler nedeniyle de Göcek’in önemli bir bölümü 1’inci derece Arkeolojik SİT alanı.

Haritalarda Taşyaka olarak geçen koyabugün Bedri Rahmi Koyu denmesini hem ressamın buraya olan ilgisi, hem de onun buradaki bir eseri sağlıyor… Zira, 70’li yıllarda Türkiye’de mavi yolculuk kültürünü başlatanlardan biri olan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun kayalara çizdiği ünlü balık deseni ve Azra Erhat’ın Göcek’e hediye ettiği mozaik kaplama bu koyda yer alıyor.

Dolayısıyla denizciler için Göcek’in simgesel bir anlamı ve değeri var.

Denizciler için gerçek bir rüya...

Göcek’in denizciler için pratik anlamı, dünyada eşi olmayan bir coğrafyaya sahip olması. En sert havalarda bile rüzgâra kapalı, sığınılabilecek doğal limanları nedeniyle korunaklı ve konforlu bir yat turizmi merkezi. Zaten bu nedenle, Fethiye bir yana sadece Göcek merkezde 2 bine yakın yat kapasiteli 6 uluslararası marina bulunuyor.

Göcek’in özellikle yelkenciler açısından çok önemli bir coğrafi özelliği daha var. Marmaris Körfezi’nden gelen hafif bir esinti bile tepelerin üstünden suya inerken süratini artırıyor ve yılın 365 günü yelken sporuna izin veriyor. Buna karşılık, iç deniz olma özelliği nedeniyle, dışarıda fırtına bile kopsa Göcek içinde deniz yüzeyinde ancak 20-30 cm. dalga oluşabiliyor. Bu da yelkene yeni başlayanlara güvenli bir seyir imkanı sunuyor.


ÖÇK’nın tarihi...

Bu doğa ve kültür mirası ile, ender raslanabilecek beşeri özellikleri nedeniyle Göcek Körfezi , özellikle Kayaköy-Ölüdeniz gibi doğa ve kültür miraslarıyla bilinen Fethiye ile birlikte ÖÇK alanı olarak tanımlandı. Özellikle turizmcilerin “yüksek sezon” dediği aylarda buraya akın eden yerli ve yabancı yatçılara doğayı bozmadan, dahası koruyarak hizmet vermek üzere de 1998 yılında koylarda 6 yat mola noktası kuruldu.

Boynuz Bükü, Bedri Rahmi, Küçük Sarsala, Tershane Adası, Manastır ve Göbün’de kurulan 30-40 tekne bağlama kapasiteli bu yat mola noktalarının ilginç bir tarihi var:

1979 yılında yatçılara balık ekmek vermeküzere Göcek koylarına ilk iskeleyi, vurgun yedikten sonra Kayaköy’e yerleşen Dalgıç Tahir (Özmen) kuruyor… 1982’de yine denizci Yörüklerden Kemal İlhan Manastır’da iskelenin  ve mütevazı restoranının ilk çivisini çakıyor. Ertesi yıl, koylar arasında su bulunan tek yer olan Bedri Rahmi’deki tesis kuruluyor. Ardından yerli-yabancı yatçılar iskele ve taze balık keyfini, Dalamanlı yörükler deniz turizmini keşfediyorlar ve 5-6 yıl içinde koylara irili ufaklı 30’a yakın tesis kuruluyor.

Fethiye-Göcek bölgesi 1988 yılında Turgut Özal’ın özel ilgisiyle ÖÇK ilan edildiğinde tablo bu. Sonra iki önemli adım atılıyor.

Birincisi Göcek’i Akdeniz’in önemli bir yat turizmi merkezi haline getiren marinalar kurulmaya başlanıyor. Bununla paralel olarak o günlerde sahilinden keyifle denize girilen Göcek’te hızlı kentleşme başlıyor.

İkincisi de koylardaki 30 kadar Yörük ailesine bir teklif yapılıyor: “Siz, yedişer veya sekizer aile halinde birleşin ve dört  yat mola noktasını ortaklaşa işletin, oraların bakımını da üslenin. Biz de İl Özel İdaresi aracılığıyla enflasyon oranında zam yapmak kaydıyla her yıl size bu koyların işletmesini verelim” deniyor.

2015’te mart ayının son günlerinde ihaleye açılan ve Göcek’te betonlaşma, ağaç kesimi, orman yangını yönünde büyük endişe yaratan Göbün, Küçük Sarsala, Manastır ve Bedri Rahmi Yat Mola Noktaları’nın öyküsü bu. Göcek’te bu dörtmola noktası dışında, iki de (Tershane Adası ve Boynuz Bükü) tapulu yat mola noktası var. Etti altı!

Göcek Körfezi içindeki bu altı yat mola noktasının Göcek Körfezi’ni bölen üç çizgiye paralel olarak üç ayrı mülki ve yerel idareye bağlı olması da ayrı bir ilginçlik. İhaleye çıkarılan dört koy Dalaman’a bağlı. Tershane Adası  diğer büyük adalar ve Boynuz Bükü idari olarak Fethiye’ye, yerel yönetim açısından da Fethiye ve Göcek’e bağlı.. Kısacası, bu karmaşık yönetimli alanda asıl denetimi oldum olası Orman İdaresi ve Sahil Güvenlik yapıyor.


Denizin  Yörükleri...

Peki, ihaleye çıkarılıp astronomik rakamlara yöre dışından talipleri çıkan bu 6 yat mola noktası ve burayı işleten Yörük ailelerinin korunması neden önemli?

Göcek’te 4 gün kalan yerli yabancı denizciler iki gün teknelerinde yemek pişirir, bulaşık yıkar, iki gün de bu mola noktalarında karaya çıkar yemek yerler. Kent hayatının tüm stresinden uzaklaşır, tembellik yaparlar. Bu insanlar burada karaya çıktıklarında güleryüz, dostluk görmek isterler.

Göcek’in yörüklerinin, tarihi mirasla derinlemesine bir ilgileri olmayabilir ama hiç olmazsa taşları söküp bina yapmazlar Ancak, Göcek’in muazzam tabiat parkının en önemli koruyucusudurlar. Yat turizminin çöp sorununun en önemli çözümü bu yat mola noktalarıdır. Filikalarla yatçıların çöpünü Büyük Sarsala’daki Dalaman belediyesi çöp toplama merkezine bu insanlar götürür.

Daha da önemlisi ormanı ve zeytinlikleri korurlar. Her yıl en az iki ya da üç kez çıkan, çıkarılan orman yangınlarını daha ilk alevler çıktığında 20-30 kiş toplanıp söndürürler. Çünkü yıllardır bu tabiatın bir parçasıdırlar. Buralara astronomik rakamlar ödeyecek olan profesyonel bir işletmeciden bu fedakârlığı bekleyip beklememek kadar, parayı doğadan üstün görebilecek işletme tipolojisinin yerleşmesi ve burayı tahrip etmesi de yabana atılacak bir düşünce olmasa gerek.

Her yıl sonu bu aileler çoluk çocuk deniz ve kıyı temizliği yapıyor. Bir iki tanık olduk... Denizden çıkarılan pislik içinde şişeler, aküler, otomobil lastikleri, her tür hırdavat malzemesi bulunuyordu.

40 yıldır o derme çatma yat mola noktalarında, bırakın mütevazı yelkencileri, Göcek’e dev motoryatlarla gelen dünyaca ünlü film yıldızlarını, iş adamlarını, politikacıları, sanatçıları ağırlıyorlar. Ve herkes onların sıcaklığından, dostluğundan, yardımseverliğinden memnun. Kendileri farkındalar mı bilinmez ama gönüllü bir turizm elçisi oldular.

Dolayısıyla bu insanlar Göcek’in vahşi ve doğal güzelliğinin bir parçası ve en önemli güvencesi demek de yanlış olmaz.


Sözün sonu...

Yörüklerin bir öz deyişi var: “Al çuvala kara yama tutmaz.”

Al çuval göçer Yörüklerin zıynet, giysi en kıymetli eşyalarının konduğu çuval. Çadırda yağmurdan rüzgardan uzak baş köşeye yerleştirilir, hareket halindeyken deve sırtında en emniyetli yere asılır. Mutfak kap kaçağı, hırdavat, çadır eki, ip, yiyecek gibi ikincil malzemenin taşındığı adi çuvala ise kara çuval denir.

Göcek’te bu dörteşsiz, güzel koydaki yat mola noktalarının, mesire ilan edilip ihaleye çıkarılması biraz al çuvala kara yama gibi oluyor.

 

 

-- ekler-----

İhalenin Arka Planı

Göcek’teki Göbün, Bedri Rahmi, Küçük Sarsala ve Manastır koylarındakiYat Mola Noktaları Büyükşehir Yasası ile İl Özel İdaresi’nin tasarrufundan çıkıp Orman Bakanlığı’na devredilince bir ihale açılması gündeme geldi. Orman Bakanlığı standart bir C-Tipi mesire ihalesi açtı. Bazı iş adamları ve bölge dışından yatırımcılar bugünkü rayiçlerin 36 katına ulaşan astronomik teklifler verdiler. Ama Muğla 2’inci İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararları verdi.

Peki konu kapandı mı? Hayır! Kamu yönetiminin bu tür durumlarda şartnameyi biraz değiştirip yeni yeni ihaleler açtığını biliyoruz.

O zaman ihale şartnamesindeki sorunları tartışmanın tam zamanı. Sorunlar şunlar:

-          29 yıllığına ihale açılıyor. Bu süre bu koylara yatırım yapacaklar için önemlidir. Oysa ihale şartnamesinde ek yatırım öngörülmüyor. O zaman neden 29 yıllığına? Her yıl ihale yenilensin, yat mola noktası olarak kullanmak isteyenler ortaya çıksın. Arazi spekülatörleri bu koylara heveslenmesin.

-          “Mesire yeri” diye ihale açılıyor. “Mesire yeri” demek, yönetmeliğe göre daha adım atarken 4 bina demek. Bu alanlara beton dökülmesine fırsat verilmesin.

-          Bu koylar yat mola noktası. Ama şartnamede iskele uzunluğu, yat bağlama kapasitesi, yatların tonajı tarif edilmemiş. İhaleyi yüksek bedel teklifiyle kazanan bütün koyu iskele ile donatır, 30 yat kapasitesi olabilecek bir koya 60 mega yat sığdırmaya kalkarsa ne olacak?

-          Her ihalede ‘yeterlilik’ şartı vardır, olmalıdır. Şartnamede bu tarif edilmemiş. Yat turizminden anlamayan biri ihaleyi kazanasa ve  ben “Kara turizmcisine de burayı açmak istiyorum” derse ve geçmişteki pek çok örnekte olduğu gibi Göcek’in güzelim ormanlarını yarıp yol yapılmasını isterse, konaklama tesisi isterse ne olacak? En yüksek teklif bazen bir felaket de olabilir!

 

--

Göcek’in Yörükleri....

Yıllardır Göcek gezilerimizde yat mola noktalarındaki çalışanların kendi aralarındaki konuşmalarını çoğunlukla anlamadan dinliyorum. Bana kendi lisanları bir tür Baskça gibi geliyor. Yani biraz ‘isyankar’ bir lisan.

Zaten İstiklal Harbi başlarken Atatürk de ne demiş: "Arkadaşlar! Gidip, Toros dağlarına bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiç bir güç ve kuvvet asla bizi yenemez."

 Evet, bu anlamadığımız dil, bildiğimiz Türkçe’nin Yörük lehçesi...  Antalya-Kalkan taraflarında tahtacı derler, yerleşiklerine Türkmen derler. Buranın yerli nüfusu bildiğimiz Oğuz Türkleri’nden gelme Yörük Boyları...

Göcek’in Yörük aileleri, Dalaman Yörük Obası’nın üyeleri. Dalaman Havalimanı’nın hemen kıyısındaki köylerinin adı da Kapukargın Köyü. Benim yaptığım araştırmaya göre, Oğuzların ‘Dış Oğuz’ da denen Bozok Kesimi’nden, Yıldız Han’a bağlı Kargın Boyu’ndan bugüne gelmişler.

Aslında Yörükler senede 365 gün yürüyen aşiretler. Osmanlı döneminden itibaren yerleşik olanlara Türkmen deniyor. Fethiye bölgesindekiler de yerleşik Türkmen aileleri. Ama Göceklilere belki bir ayrıcalık tanınabilir. Çünkü hala yaz kış Göcek’le Dalaman arasında hergün mekik dokuyorlar. Çocuklar okula gider, yat mola noktalarına alışveriş Dalaman’dan yapılır, kışın temizlik-tamirat, sonbaharda zeytin toplama... Kışları da çocuklarının okulu nedeniyle tamamen Dalaman’daki esas köylerine göçüyorlar, zira turizm yok.

Anlayacağınız Göcekli Yörükler deyim yerindeyse hala döşekleri sırtlarında yaşıyor.

Amatör bir araştırma ile öğrendiğim bu bilgileri doğru mudur diye Göbün’de işletme ortaklarından İsmail Korkmaz’a sordum. Dedi ki “Ne diyorsun? Yörüklerin tarihi mi olurmuş?”

Bir cevap veremedim tabii...

 

--

Göcek: Denizin Dertleri

Son yıllarda özellikle tarımsal alanlarda kullanılan sentetik gübrelerin fazlalaşması, hızlı kentleşmeye bağlı arıtma sistemlerinin kapasitesini zorlayan evsel atık deşarjı ve yat turizminin aşırı ölçüde artışına bağlı olarak Göcek’in deniz suyunda kirlenme başladı.

Şikayetler arttı.

Göcek havzası Türkiye sahillerinde orfoz ve lagos’un en önemli barınak noktalarından biri. Bu kirlilik aşırı ve yasadışı avlanma nedeniyle zaten nesli tehlike altında olarak kabul edilen bu balıkların popülasyonunu önemli ölçüde azaltmaya bile başladı.

2010 yılında İl Çevre Orman Müdürlüğü koordinasyonunda, Muğla Valiliği, Özel Çevre Koruma Kurulu, Göcek Belediyesi, Denizcilik Müsteşarlığı, Deniz Ticaret Odası, Liman Müdürlüğü, Sahil Güvenlik ve TURMEPA’nın ortak çalışmalarıyla yat turizminin olumsuz etkilerine karşı oldukça etkin önlemler ve düzenlemelere geliştirildi.

En önemlisi, denizin oksijen kaynağı olan ve yatların çapaları-zincirleriyle ciddi hasar gören deniz çayırlarını korumak için bir sabit demirleme sistemi kuruldu. Göcek’te 97 noktaya tonoz ve şamandıra yerleştirildi. Deniz çayırları oksijen üretimi ve ağır metalleri absorbe eden yapılarıyla deniz yaşamının güvencesi olmanın yanısıra balıklar için de bir yumurtlama ve büyüme alanı güvencesini oluşturuyor. (Bugün maalesef bakımsızlık nedeniyle bu şamandıralarda yüzde 10 civarında eksik var.)

Bunun yanısıra, yatların ağaçlara bağlanması da yasaklanarak karaya 390 demir mapa çakıldı. Asırlık çam ağaçlarını bir bilezik gibi oyan koltuk halatı işkencesi böylelikle son buldu. Ayrıca orman yangınlarına karşı Göcek koylarında başta günlük turlar olmak üzere teknelerin mangal kullanması tamamen yasaklandı.

Yat turizminden kaynaklanan katı ve sıvı atıkların toplanmasında önemli adımlar atıldı. Yat mola noktalarında çöp toplama merkezleri kuruldu. Koyları işleten ailelere bu çöpleri taşıyabilecek geniş hacimli filikalar verildi. Sıvı atıklar, TURMEPA’nın iki teknesi, Muğla Valiliği’nin bir teknesi ile denizde; belediye tesisleri ve marinalardaki sıvı atık toplama merkezleriyle karada geri toplanmaya başlandı.

1998’de çöp toplama projesini başlatan TURMEPA’nın sadece son 2 yıllık bilançosu 10 bine yakın tekneden, 8 milyon litre atık su, 4 bin 315 litre sintine ve 83 bin 443 jumbo boy torba katı atık.

Denetim arttıkça olumlu sonuçlar da artacak...

 

------------


Yat Mola Noktaları için çözüm umudu!

Yacht Türkiye - 2016 Mayıs


Göcek’ten iyi bir haber var... 2015 yılı Mart ayında başlayan ve sezon boyunca denizseverleri  tedirgin eden ‘yat mola noktaları ihaleleri’ konusunda bir çözüm bulunmuş gibi görünüyor.

Göbün, Taşyaka, Küçük Sarsala ve Manastır koylarındaki yat mola noktalarını 1980’lerden bu yana işleten 20 Yörük ailesi, geçtiğimiz yıl içinde bir kooperatif kurdu. Başkanlığını Göbün Koyu’nun işletmecisi İlyas Önder’in üslendiği kooperatif, Muğla Valiliği ve Orman Genel Müdürlüğü ile bir ortak çözüm yolu üzerinde anlaştı. Kamu yönetimi, İztuzu Sahili’nde izlenen çözüm yoluna  benzer bir yöntemin Göcek koylarında da uygulanmasına karar verdi. (Kamu yararı gözetilerek İztuzu Plajı’nın yönetimi Muğla Üniversite’sine tahsis edilmişti.)

Bu çerçevede, Göcek’de yat mola noktalarının yönetiminin Orman Bölge Müdürlüğü’nden Muğla Valiliği Hizmet Vakfı’na devredilmesine yönelik yasal prosedür tamamlanmak üzere. Ardından, güncel rayiçler de göz önüne alınarak, tesislerin 30 yıldır kiracısı olan Yörük ailelerinin kurduğu kooperatife 5 yıllığına kiralanması planlanıyor.

Bu arada, Taşyaka Koyu’ndaki (Bedri Rahmi) yat mola noktası, kurulu olduğu Arkeolojik SİT Alanı bölgesinden kaldırılıyor. Geçen yıl açılan ihalede belirtildiği şekilde aynı koyun güneybatı köşesine kaydırılıyor. Yeni tesis ve iskelesi çok güzel olmuş, şimdiden denizcilere hizmet vermeye başlamış durumda.


-------------

Göcek Koyları’nda sürpriz ve güzel bir çözüm!

Yacht Türkiye - 2016 Kasım


...Ve nihayet!.. Göcek Yat Mola Noktaları için müjdeli haber geldi.

Göbün, Küçük Sarsala, Bedri Rahmi (Taşyaka) ve Manastır (Akbük) Koyları’nı yaklaşık 30 yıldan bu yana işletmekte olan Yörük Aileleri bir araya gelerek bir kooperatif kurdu. SS KapukargınKalkınma Kooperatifi, ağaçlandırma ve bakım sorumluluğunu da üstlenerek bu 4 koyu,5 yıllığına kiraladı. Kira sözleşmesi Ekim’in ilk günlerinde imzalandı.

Hatırlanacağı gibi geçen yıl Orman Bakanlığı’nın düzenlediği ihalelerde bu koyların yıllık kira bedelleri 1.900.000 TL.gibi astronomik seviyelere kadar ulaşmış ancak Bölge İdare Mahkemesi ihaleleri iptal etmişti. Sonraki aylarda koyların işletmecileri Muğla milletvekillerinin(Nihat Öztürk ve Hasan Özyer) yardımlarıyla Ankara’da ilgili bakanlıklardaki yetkililere detaylı bilgiler sundu. Kamu yönetimine, 29 yıllığına kiralanacak bu koyların yat mola noktası olarak işletilmesi halinde böyle bir kazanç elde etme kapasitesi bulunmadığı tüm şeffaflığı ile aktarıldı.

Hep birlikte üzerinde uzlaşılan çözüm, bu koyları yıllardır işleten ve çevre bakımını yapan ailelerin bir kooperatif kurmaları, yat mola noktası bulunan koyların tasarrufunun da Orman Bakanlığı’ndan Valilik’e aktarılması oldu. Muğla Valiliği koyların tasarrufunu Muğla’ya Hizmet Vakfı İktisadi İşletmesi’ne devretti.Kapukargınlı aileler, Göbün yat mola noktasının yasal işletmecisi İlyas Önder’in başkanlığında 27 üyeli bir kooperatif kurdu. İkinci başkan da Bedri Rahmi’deki yeni kurulan tesisin (Zeytin Restaurant) ortaklarından Kapukargın Köyü Muhtarı Sedat Orhan seçildi.

Vakıf ile Kapukargın Kooperatifi pazarlık masasına oturdu ve 1998’deki sözleşme esas alınarak yeni bir kira kontratı imzalandı. Koyların işletmecileri 2015’te düzenlenen ihale öncesinde ödedikleri kiranın 4 katı bir kira bedeli artışını kabullendi. Sözleşmeye, eskiyen sosyal tesislerin (mutfak-çardak-tuvaletler), rıhtım ve iskelelerin mevcut uzunlukları artırılmayacak şekilde yenilenmesi koşulları eklendi.

5 yıllık kira kontratının bitiminde sözleşme aynı koşullarla yenilenecek.

Politikacılar, yerel yönetimler, denizsever kamuoyu önderleri, çevreciler, akademisyenler, amatör denizciler bugünkü mutlu sona ulaşılması için bu ailelere önemli bir destek sağladı.

Şimdi SS Kapukargın Kalkınma Kooperatifi’ne, deniz ve denizci dostu üyelerine, ailelerine de büyük bir sorumluluk düşüyor...

Deniz ve çevre temizliğine her zamanki gibi özen göstermek, ormanı korumak, geliştirmek, kısacası Göcek koylarını yaşatmak...

Artan kira bedellerine karşın fiyat/kalite dengesini gözetmek, hizmet kalitesini yükselterek yat turizminin, amatör denizciliğin gelişimine katkıda bulunmaya devam etmek...

Göcek’te uzun bir süre hep birlikteyiz…



------------- BAKANLIKTAN YAPILAN GÖCEK İHALESİ AÇIKLAMASI ----------------


T.C.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI

Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği

30.03.2015

BASIN AÇIKLAMASI

Son günlerde bazı basın yayın organlarında Göcek Koyu’nun talana açıldığına dair gerçeği yansıtmayan haberlere yer verilmektedir.

Muğla Orman Bölge Müdürlüğü, Dalaman Orman İşletme Müdürlüğü sorumluluk alanında, Göcek Koylarında bulunan Taşyaka, Küçük Sarsala, Akbük ve Göbün koyları kaçak faaliyetlerin ve kaçak yapılanmanın önüne geçmek maksadıyla 1995 yılında ilgili Bakanlıklar arasında yapılan bir protokolle ve ilgili yerlerden (ÖÇK SİT vb.) alınan olurla yat mola noktası olarak tesis edilmiştir.

Bahse konu bu yerler, Muğla Valiliği ile 30.12.1997 tarihinde yapılan protokollerin ardından devri yapılmış ve o tarihten bu yana mesire yeri olarak kullanılmakta olup, halkımızın günü birlik ihtiyaçlarını karşılayacak olan tesis statüsündedir.

Muğla İlinin Büyükşehir olması, İl Özel İdaresinin kapanması ve tüzel kişiliğinin bitmesi sebebiyle ilgili tesisler 2014 yılı Mayıs ayında Özel İdare tarafından Dalaman Orman İşletme Müdürlüğü’ne devredilmiştir.

Söz konusu yerler devlet ormanı olup ziyaretçilerin günübirlik ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla 6831 sayılı Orman Kanunun 25. Maddesi ve Mesire Yerleri Yönetmeliği hükümlerine göre Orman Genel Müdürlüğü’nce Günübirlik Mesire Yeri olarak tescil edilmiştir.

Bu alanlarda mevcut bulunan ve mevzuata uygun durumda olan kır gazinosu, wc vb. tesisler kullanılacak, tamire ihtiyacı olanların onarımı yapılacaktır. İhtiyaç duyulması halinde Kıyı Kanunu ÖÇK, SİT vb. mevzuatı çerçevesinde uygun görüşler alınarak Mesire Yerleri Tebliği’nde belirtilen kır gazinosu, büfe, wc gibi vatandaşların ihtiyaçlarını karşılayacak geçici ve günü birlik kullanıma yönelik tesislerin yapımına izin verilecektir.

Söz konusu alanların mesire yeri olarak üçüncü şahıslara kiralanması Mesire Yerleri Yönetmeliği uyarınca 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu’na göre ihale yoluyla yapılabildiğinden ihaleler şeffaf şekilde gerçekleştirilmiştir.

Haberlerde yer alan mesire yerleri Valilik Özel İdare Müdürlüğü’nce yıllık,

Göbün Koyu 45.000 TL'ye,

Akbük Koyu 40.000 TL'ye,

Taşyaka Koyu 40.000 TL'ye,

Küçük Sarsala Koyu 25.000 TL'ye kiraya veriliyor iken

Orman ve Su İşleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü tarafından yapılan ihale sonucunda;

Göbün Koyu 1.900.000 TL’ye

Akbük Koyu 900.000 TL’ye

Taşyaka Koyu 902.000 TL’ye

Küçük Sarsala Koyu 1.705.000 TL’ye verilmiştir.

Orman Genel Müdürlüğü’ne devredilmeden kiraya verilen bu mesire yerlerinin yıllık toplam geliri 150.000 TL’dir. Orman Genel Müdürlüğü’ne devri yapıldıktan sonra şeffaf olarak yapılan ve ortalama 10-12 kişinin katıldığı ihale sonucu 5.407.000 TL gelir elde edilecektir. Yapılan ihale ile 36 kat fiyat artımı meydana gelmiştir. Mevcut sistem devam etmiş olsaydı Devletimiz her yıl 5.257.000 TL kaybedecek, bu kayıp 29 yılda ise 152.453.000 TL’ye ulaşacaktır.

Orman Genel Müdürlüğümüzce yapılan işlemler neticesinde söz konusu yerler mevcut yapı ve tesisleri standartlara uygun hale getirmek ve verilecek hizmetin kalitesini yükseltmek gayesiyle bu şeffaf ihale yoluyla kiraya verilmiştir. Ayrıca yukarıda da açıklandığı üzere yapılan bu ihaleler neticesinde çok ciddi bir gelir artışı sağlanmış olup, buralardan elde edilecek gelirler, başta Muğla ilinde yaşayan orman köylülerimize (Gelir getirici tür ağaçlandırmaları, zeytin aşılaması, ORKÖY kredileri vb.) kaynak olarak aktarılacak, Muğla ormanlarının bakımı, rehabilitasyonu ve korunması gibi ormancılık faaliyetlerine harcanacaktır.

Netice itibariyle yapılan bu ihalelerle hem devletimizin zarar görmesi önlenmiş, hem de vatandaşlarımıza daha kaliteli hizmet sunularak mesire yerlerinin mevzuatlara uygun olarak işletilmesi sağlanmıştır.

Haberlerde iddia edildiği gibi bu alanların imara açılması, birilerine peşkeş çekilmesi, doğal ve tarihi yapıya zarar verebilecek tesislerin yapılması kesinlikle söz konusu değildir.

Basının ve kamuoyunun bilgisine sunulur.


Comments


bottom of page