Doğa harikası Kaş Limanağzı’na karayolu ve ekoturizm darbesi
- aliboratav
- 27 Ara 2025
- 8 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 28 Ara 2025

(Oksijen Gazetesi'nde 26 Aralık 2025 tarihinde yayınlanmıştır.)
Kaş’ın 2 kilometre güneyinde, hakim rüzgara korunaklı devasa bir koy vardır. İsmi Bayındır Limanı, yerel denizciler buraya Limanağzı derler. Ulaşım sadece deniz yolu ile mümkündür. Dolayısıyla, Kaş’ın yakın çevresinde denizi en temiz, doğayla en iç içe, en sessiz, en huzurlu, trafik sorunu en az değil sıfır olan bir günübirlik dinlence alanıdır. İşte bu cennet, geçtiğimiz günlerde bir karayolu inşa hamlesiyle sarsıldı. Tüm Kaş sevdalılarını isyan ettiren bu projenin sahibi önce ANAP’ın Turizm Bakanı olmuş, sonra AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı yapmış Sayın Erkan Mumcu.
Olay şu: Erkan Mumcu buradaki 16.685 metrekare arazisine bir ekoturizm (yani ekolojik turizm) tesisi yapmaya karar vermiş. Kendi ifadesine göre, imar mevzuatı zemin etüdü şartını getirmiş. O da zemin etüdünü yapacak iş makinasının ulaşımı için Orman Genel Müdürlüğü’nden 29 yıllık izin almış ve bir yol açmaya başlamış...
Hemen gözümün önüne, bakir doğanın içinden her yol sonrasında yaşananlar; ağaçları söken kepçeler, doğaya beton döken mikserler, dev beton pompaları geldi.
Bölgenin başarılı bağımsız gazetecisi Yusuf Yavuz’un haberlerini, Kaş Çevre ve Kültür Derneği’nin yayınladığı belgeleri okudukça daha da irkildim.
Öğrendiklerimi katman katman sizle paylaşmak istiyorum.

LİMANAĞZI NEYİN NESİDİR?
Yaklaşık 2500 yıl önce, bu bölgede Likya’nın 3 yerleşim merkezi vardı. Torosların eteğinde denizden 6 kilometre mesafede Phellos merkez olmak üzere antik liman Antiphellos, yani bugünkü Kaş ve Limanağzı’nın denizden bir duvar gibi 200 metre yükselen kayalıklarının tepesindeki Sebeda. Yüzyıllar içinde karanın içinde bir kartal yuvasını andıran Phellos geri plana düştü, deniz kıyısındaki ticaret merkezleri gelişti, özellikle de Antiphellos.
Phellos’un iki limanından biri olan Sebeda ise, ilginç bir yerleşim merkeziydi. Aslında çok da büyük ve hareketli bir liman olmamasına karşın bölgedeki en zor ulaşılabilen birkaç kral mezarı bu yerleşime ev sahipliği yapan görkemli ve ulaşılması hayli güç kaya duvarında inşa edilmiştir. Likya yazıtlarında bu kral mezarlarının ne pahasına olursa olsun korunması, savunulması belirtilir.
Kimbilir, belki de bu sert emirlerin etkisiyle, bölgenin öfkeli denizine tam korunaklı bir iman olan Limanağzı, 2500 yıl boyunca insanların doğayı tarumar etme tutkusuna direnebilmiştir. Kıyıda 4-5 günübirlik tesis (son yıllarda bu tesislerin hepsi envantere birkaç kiralık oda da ekledi) ve 5-6 ev dışında Limanağzı yapılaşmadan uzak kalmıştır.
Denizi kadife gibi ve tertemizdir. Kaş’tan günübirlik ziyaretçi taşıyan kayıkların hipnotik pancar motoru sesi dışında bir medeniyet gürültüsü yoktur.
Eskiden içinde bir minik şapel bulunan (artık izi kalmamış) ve bugün hala Hıdrellez törenlerinin yapıldığı 60 metre derinliğindeki mağarası; koyun biraz açığındaki Kaş Sualtı Müzesi; koyun baş tacı deniz seviyesinden 90 derece ile 100 metre yükselen kızıl kayalıkta yapılan coasteering (kıyı dağcılığı); çıplak doğa ile gerçekten iç içe yürüyüş parkurları; en önemlisi insan etkisinin minimum seviyede olması nedeniyle maksimum doğal yaşam Limanağzı’nı eşsiz bir huzur ve yenilenme alanı haline getirir.
Limanağzı’ndaki bu şaşırtıcı korunmuşluğun iki nedeni var. Birincisi hemen kıyısında 3 adet 1’inci derece Arkeolojik SİT, 1 Tarihi SİT bölgesi ve neredeyse tamamı orman+zeytinlik ve tamamı 3’üncü derece Doğal SİT. Üstelik geçtiğimiz yıllarda Kaş-Kekova ÖÇKB kapsamına dahil edildi.
İkincisi de Limanağzı’na ulaşım sadece denizyolu ile mümkün. Buraya ulaşan bir karayolu yok. Ya da “bugüne kadar yoktu” diyelim!

ERKAN MUMCU’NUN YOL AÇMA ÖYKÜSÜ…
1999 - 2005 arasında 4 yıl (ANAP ve AKP milletvekili olarak) Turizm ve Kültür Bakanlıkları yapan Erkan Mumcu’nun görev döneminde gelişen ilginç bir ayrıntı var. 2001 tarihli 5 yıllık kalkınma planında Türkiye ekoturizm kavramı ile ilk kez tanışır. Aynı yıllardan bir hatıra daha: 15-20 yıl önce Kaş’ta Erkan Mumcu’nun büyük bir arazi aldığı konuşulur. Hangi arazi, belli değil.
Gel zaman git zaman... 2014 yılında Kaş ve Limanağzı için bir imar planı yapılıyor. Bu planda nokta atışla Kaş Çukurbağ Yarımadası’nda 2 parsel için; Limanağzı’nda da kıyı şeridinde geniş bir alan için ekoturizm alanı öngörülüyor. O günlerde bu ekoturizm alanının Erkan Mumcu’nun bugün tartışma konusu arazisi için ilan edildiği konuşulmaya başlanıyor.
Bu arada Mumcu AKP’den ayrılmış, Demokrat Parti’ye geçmişti. Siyasi yaşamı öncesi tekstilci idi, siyaset yaşamı durulunca turizmci oldu. Önce Ankara’da 168 odalı bir otel, ardından İstanbul Ayazağa’da 144 odalı bir otel projesine adım attı. Ve ardından turizm sektörü kulislerinde büyük bomba 2024 Aralık ayının son günlerinde “Erkan Mumcu Kaş Limanağzı’nda otel yapacak” diye patladı.
Otel, ekoturizm tesisi, bungalov bunlar şu an için bilmediğimiz konular. Bildiğimiz şu: Erkan Mumcu söz konusu 16 dönüm arazinin sahibi olduğu AŞ’nin tek hissedarı ve kendisi buraya Glamping yapacağını söylüyor (lüks kamp-genellikle bungalov tarzı yapılaşma). TKGM parsel sorgulamasına baktığınızda, arazinin Limanağzı’ndaki Nuri’s Beach tesisinin hemen dibinden başlayıp plajın ortasına kadar geldiği ve arkadaki yemyeşil tepeyi kapladığı görülüyor. Aslında Halkiliki isimli bu günübirlik tesis ve restoranın yayıldığı plaj alanının üçte ikisi TKGM sorgu sitesinde orman arazisi olarak görülüyor. Belki de Erkan Bey bu araziyi de kiralamıştır bilmiyoruz.

Turizm sektör kulislerinde konunun patlamasının sebebi muhtemelen tam da o günlerde (13 Aralık 2024) Erkan Bey’in ilgili tüm makamlardan Limanağzı’na yol açma iznini almış olması. Kolay değil. Sade vatandaş bu işleri zor kotarır. Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, Antalya Kültür Varlığı’nın Koruma Bölge Kurulu ve Antalya Orman Bölge Müdürlüğü’nden ‘olur’ alınıyor. Hatta Orman Bölge Müdürlüğü’nden Ankara’ya giden onay talep belgesinde projenin ‘kamu yararı ve zaruret’ taşıdığının ifade ediliyor olması çarpıcı.
Ve Hakiliki Beach 2025 sezonunu tamamlayıp tüm hazırlıklar bittikten sonra… Yol açma izinin alınmasından bir yıl sonra, 13 Aralık 2025 Cumartesi günü, iş makineleri Kaş’tan bölgeye ulaşan en yakın karayolundan Limanağzı’na 4 kilometre mesafeden sahaya girip, önce tarihi SİT olan Yüzbaşı Mustafa Aker topçu bataryalarına giden patika yolu düzlemeye, ardından da Limanağzı’na ulaşacakları ormanlık alanda yol açmaya başlıyor.
Kaş’ta da kıyamet kopuyor.
HUKUK NE DİYOR?
Evet Limanağzı’nda bir ekoturizm bombası var ve bu bombanın fitili aslında 4 yanı 1’inci derece Arkeolojik SİT ve 3’üncü derece Doğal SİT, üstüne üstlük ÖÇKB alanı olan Limanağzı’nda 2015 yılında ilan edilen turizmi geliştirme amaçlı bir nazım imar planı ile ateşlenmişti. Ama bu plan çok tepki çekti, onaylanmadı.
Bombanın birkaç fitili vardı. 2019’da yeni 1/100.000’lik çevre düzeni planıyla Çukurbağ Yarımadası’ndaki toplam 180 dönümlük 2 ünlü parsel ve Limanağzı’ndaki 16 dönüm arazi ‘Ekoturizm – ET” alanı olarak işaretlendi. Kaş Çevre ve Kültür Derneği, bu planın iptaline yönelik İdare Mahkemesi’nde yürütmeyi durdurma davası açtı. Aynı yıl içinde bu plan iptal edildi. Çevre Bakanlığı davayı Danıştay’a götürdü. Sonuç değişmedi.
Ama Kaş’ta ekoturizm tutkusu bitmedi. Aynı yıl bir revize plan yapıldı ve askıya çıktı. Yine dava açıldı. Plan yine gümledi.
İnat bitmeyecekti. 2023 yılında yeni bir Bölge Nazım İmar Planı sunuldu. Limanağzı’nda ille de ekoturizm isteniyordu. Yine dava açıldı. Antalya İdare Mahkemesi bu kez davayı reddetti. İstinafa gidildi. Bölge İdare Mahkemesi, 20 Mart 2025’te ders kitaplarına girmesi gereken sarih gerekçelerle yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Yani… Şu anda ortada ekoturizm alanlarını tanımlayan geçerli bir çevre düzeni planı ya da bir imar planı yok. Hepsi ya reddedilmiş ya da reddedilince bakanlık bir üst mahkemeye taşımış, dava sürüyor. Erkan Mumcu ise olmayan imar planına rağmen zemin etüdü yapmak zorunda olduğunu belirterek iş makinelerinin 380 metre orman-zeytinlik sahadan geçeceği bir yol açma gayretinde. Bayındır Köyü’nden limana ulaşan 3.5 kilometrelik patika yoldaki genişletme düzleme faaliyetleri işin ekstrası.

PEKİ NEDİR BU EKOTURİZM?
Meksikalı mimar ve çevreci Héctor Ceballos-Lascuráin, 1983 yılında ekoturizm kavramını ilk kez ortaya atan insan. Kabaca şöyle bir tanımı var: “Bir bölgede geçmişte var olmuş ve şimdi var olan kültürel izler yanı sıra, doğayı, yaban hayatı ve doğal bitki örtüsünü araştırma; doğa hayranlığı ve peyzajdan alınacak zevk gibi amaçlarla nispeten bozulmamış veya kirletilmemiş doğa alanlarına yolculuk.”
Ekoturizm kavramını geliştiren IUCN (Uluslararası Doğa Koruma Birliği) ve hatta BM gibi kurumlar da buna benzer tanımlarla yola devam ediyorlar. Ama Türkiye’ye gelince işler biraz çatallaşıyor.
Mesela Orman Bakanlığı’nın ekoturizm sayfasına girdiğinizde ormanlar, nehirler, vahşi doğa, ıssız deniz bir takım fotoğraflar görüyorsunuz. Ve 2017 yılında oluşturulmaya başlanan ve 2025 Kasım itibariyle sayıları 137’ye ulaşmış bulunan ekoturizm alanlarının ekonomimize yıllık 2 milyar TL. katkısı olduğu en önemli başarı göstergesi. Öyle ki…
Ekoturizm, kırsal turizm, agro konaklama turizmi, tinyhouse köyleri, sağlıklı yaşam köyleri, sağlık turizmi, rehabilitasyon merkezi projeleri, termal turizm tesis alanı projeleri, bungalov evler… Turizm stratejilerinde bunların tümü doğayla uyumlu turizm yatırımları olarak görülüyor. Çevre düzeni planında ekoturizm (ET) ibaresi gördüğünüz yerlerin neredeyse tümü aslında yasal yapılaşma imkanı olmayan ÖÇKB alanlarında, Doğal, Arkeolojik, Kentsel, Tarihi SİT’lerde inşaat ayrıcalığı sağlanması anlamına geliyor.
Tıpkı bugün herhangi bir ilanda, etikette gördüğünüz ‘sürdürülebilir, geri kazanılmış’ gibi ifadelerin yarattığı kuşku gibi ekoturizm kavramının da içinin boşalmış ve tersine çevrilmiş olduğunu düşünmeye başlıyoruz.


KAŞ NE DİYE İSYAN EDİYOR?
Kaş Çevre ve Kültür Derneği Başkanı Ahmet Murat Akoy ile sohbet ediyoruz. İş makinelerinin Limanağzı’na doğru ilerlediğini öğrenir öğrenmez olay mahalline gitmişler. Fotoğraf çekip hızla Kaymakamlık ve Belediye’ye şikayet, oradan Kaş Orman İşletme Müdürlüğü’ne... Kendilerine şirketin izin belgeleri gösterilmiş. Her şey yasal.
“Yasal ama doğru değil” deyip derhal izin iptali için dava dilekçesi hazırlamaya başlamışlar. 20 Aralık Cumartesi Kaş’tan kalabalık bir grup doğasever olarak yol açılan yerde yeniden incelemede bulunmuşlar. Ve 22 Aralık’ta İdare Mahkemesi’nde dava açılmış. Söyledikleri şu:
Yol açılırken zarar verilecek orman, zeytinlik ve tarihi miras konuları birinci aşama itiraz noktamız.
Asıl önemlisi buraya bir yol açılırsa tüm arsa sahipleri yol ister, herkes ekoturizm yapacağım, der. Hızlı bir yapılaşma yaşanır. Doğa biter, yamaçlar bina dolar, tepelere doğru orman işgali başlar, peyzaj alt üst olur. Limanağzı’nın tüm büyüsü yok olur.
Sadece Erkan Mumcu’nun 16.6 dönümlük arsasını ele alalım, burada ekoturizm yapılaşma sınırı yüzde 30 terk, 0.10 emsal, 6.5 metre 2 kat yüksekliktir. Yani toplam 1168 metrekare taban alanında 2 katlı bir yapılaşma izni. 40 adet 30 metrekare dubleks bungalow olabilir.
Bir de bunu Limanağzı’ndaki tüm ekoturizm parselleri için düşünün. Orman ile kıyı şeridi arasında tanımlanan ekoturizm alanında Erkan Mumcu’nun arsası dışında irili ufaklı 30’a yakın tapulu parsel var.
Limanağzı’nın taşıyamayacağı bir nüfus yoğunluğu bu. Deniz, toprak, hava her yer kirlenir.

ERKAN MUMCU NE DİYOR?
Önce Halkiliki’nin sahibi Egem Eko Turizm Yatırımları şirketinden imzasız bir açıklama yapılıyor:
“Yol açmıyoruz. Sadece 380 metrelik bir mesafe için geçiş hakkımızı kullanıyoruz.”
Şirket sahibi Erkan Mumcu da bir gün sonra konuşuyor. Konuyu kamuoyuna duyuran gazeteci Yusuf Yavuz’a, “Çevre haini ilan edilmeyi hak etmedim!” diyor ve devam ediyor:
“İmar mevzuatının zorunlu kıldığı bir çalışma. Burada Glamping tarzı bir işletme yapmayı hedefliyorum. Temelsiz yapılar olacak ama imar planının hazırlanması öncesi zemin etüdü yapılması yasal olarak zorunlu tutuluyor. Biz de zorunlu olarak arazide zemin etüdünü yaptırmak için orman arazisinden geçerek sondaj makinesini buraya getirmek zorundayız. Bunun için 380 metre uzunluğunda 4 metre genişliğinde bir parkur açıyoruz. Bir traktör römorkunun geçebileceği bir zemin düzleme, arazi tesviyesi. Buna nasıl yol diyebilirsiniz? İmar hakkı mülkiyet hakkının bir cüzüdür. Sizin malınıza, arazinize bir şey yapılmasın dersek buna razı gelir misiniz? Üstelik en düşük en zorlu koşullarda imar veriliyor. Buna da bir şey demiyoruz. Bugüne dek bir imtiyaz talep etmedik, bugün de imtiyaz istemiyoruz.”

AKLIMA TAKILAN BİRKAÇ NOKTA…
Bu açıklamaları okuyucunun takdirine sunuyor ve kendi aklıma takılan birkaç soruyu eklemek istiyorum.
En önemlisi, Limanağzı’na ekoturizm bölgesi eklenmiş çevre düzeni ve imar planları, defalarca yargıda iptal edildi. Onaylanabilir bir imar planı hazırlamak için Çevre Bakanlığı zemin etüdü yapacaksa, bunu kendisi yapar. Artık bu iş müteahhide mi teslim ediliyor? Söz meclisten dışarı, buna “kuzuyu kurda teslim etmek” denmez mi?
Madem tüm mesele bir sondaj aletinin arsaya getirilmesi. Neden Kaş limanından bir dubaya koyup getirilmiyor?
Bu yol izni neden 29 yıllığına alındı. Şu işi bir yola sokalım, izni iptal edeceğiz diyorsunuz. O halde baştan neden 29 yıllık aldınız? Sondaj makinesi geçtikten sonra yolu bozup, eskisi gibi çukurlar açıp, taşlar taşıyıp, köklenen ağaçlar yerine de yenilerini mi ekeceksiniz?
“Yol değil, traktör römorku geçebilecek bir arazi düzlemesi” demişsiniz, Mesela, kamyonlar, iş makinaları da geçebilir mi? Komşular kullanmak isterse “hayır, olamaz” mı diyeceksiniz?
Orman Müdürlüğü yol açma iznini kamu yararına ve zaruri görmüş. Nasıl bir kamu yararı ve zaruret görüyorsunuz?
“İmar hakkı mülkiyet hakkının bir cüzüdür (mütemmim cüz = ayrılmaz parçası)” demişsiniz. Velev ki 1. Derece Arkeolojik SİT’in ortasında bir tapulu arsanız var. Ortasına otel yapılabileceğini mi düşünüyorsunuz?
Sorular bitmez. Bakalım 5 yıl sonra elimizde nasıl bir Limanağzı fotoğrafı olacak.
(Not: Erkan Mumcu’nun açıklamalarının tümüne ve konuyla ilgili belgelerin pek çoğuna Yusuf Yavuz ve Kaş Çevre Kültür Derneği instagram sayfalarından ulaşılabilir.)





Yorumlar