Denizde yeni bir yönetmelik heyecanı: "Baltalar elimizde, simitler belimizde..."
- aliboratav
- 1 gün önce
- 8 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 14 saat önce
(12 Haziran 2026 tarihinde Gazete Oksijen'de yayınlanan yazının genişletilmiş versiyonudur.)
Baltalar elimizde, uzun ip belimizde
Biz gideriz denize, hey denize
Plastik simit belimizde, yönetmelik dilimizde
Biz gideriz denize, hey denize…
Bu şiirsel giriş tüm denizcilerin ortak duygusu. Bu yazı ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürü Sayın Ünal Baylan ve en üst kademe dahil tüm UAB yetkililerine bir açık mektuptur.
Geri sayım devam ediyor. 17 Temmuz 2026 Cuma günü dünya denizcilik tarihinin herhalde en şaşırtıcı yasal düzenlemelerinden biri olan “Özel Teknelerin Donatımı ve Özel Tekneleri Kullanacak Kişilerin Yeterlikleri Hakkında yepyeni Yönetmelik” yürürlüğe girecek.

Denizde hayat kolaylaşacağına, giderek karmaşıklaşıyor.
(Kolaj: Ayçağ Bıçakçı / Gazete Oksijen)
NEDEN ŞAŞIRIYORUZ?
Çünkü yeni yönetmelikte denizde hayatı kolaylaştırmak yerine karmaşıklaştırmak yönünde ciddi adımlar atılıyor. Örneğin...
Evet, örneğin şöyle şeyler var:
Denize çöp atmayın levhası… Bunu mesela eşinizle birlikte sadece 2 kişi 3-5 hafta yıllık tatilinizi geçirdiğiniz teknenin görünen bir yerine asmak gerekiyor. Ama inanın, yelkenli bir teknenin kıç havuzluğunda öyle bir yer yok.
Baltalı İlah Zagor… Bir yangın baltası edinmek zorundayız. Fiber bir teknede nereye vursanız kafa göz yarmaktan başka bir işe yaramayacak bir alet.
(Bakın görün bu yıl o baltalarla kaç kriminal dosya çıkacak. Geçen yıl Kocabahçe’de küreklerle vura vura gencecik bir denizci öldürülmüştü. Bir de düşünün teknelerde bu baltalar var. Denizlerin pompalı tüfeği gibi bir şey…)
Siyah şambrel de olabilirdi… 10 metre üstü tekneler, biri salvolu olmak üzere 2 adet kalın plastik gövdeli cankurtaran simidi taşıyacak. Amatör denizcilerin canı tatlıdır, her teknede ortalama kişi başı 2 tane modern (denize düşünce patlayan cinsten) can simidi bulunur. Mesela uluslararası yelkenli üreticileri teknelerimizin kıçına standart bir sünger at nalı can simidi braketi koymuşlardır.
Ama bu uluslararası teamül de yetmemiş...
AH O CAN SİMİDİ…
Bu çok önemli konu için birkaç alt başlık:
O kırmızı renkli 3-4 kilo ağırlığında plastik can simidini arabalı vapurların, yolcu motorlarının özellikle 2’inci katlarında mutlaka görmüşsünüzdür. Neden ağır bir can simidi, çünkü rüzgarda uçmasın, hedeflediğiniz yere gitsin diye. Teknenin 1 metre yüksekliğinden bunu denize düşmüş birisinin kafasına yollarsanız, o arkadaş hastanelik olabilir.
3-5 ay önce bu yönetmelik ufukta gözüktü. O gün 600 TL’lik TSE sertifikalı simit atölyeleri günde 4 vardiya çalışmaya başladı. Yaklaşık 150.000 tekne var. İyi para. Fiyat ilk ay 600 TL’den 1600’e; bugün ise 3600 TL’ye kadar çıkmış durumda.
Tüm dünya denizlerini dolaşınız. Özel teknelerde böyle bir plastik simit var mı? Yok!
GÜLÜMSEME DEVAM: SERVİS BOTUNA MESELA BAROMETRE!
Benim de üye olduğum DADD isminde bir amatör denizci derneğimiz var. “Fazlasına herhalde utandığından ‘bu yönetmeliği hiç olmazsa servis botları hariç tutulacak şekilde yeniden düzenleseniz’ diye UAB’ye bir görüş bildirdi. Okuyan var mı? Bilmiyorum. Bir geri dönüş de olmadı.
Amatör denizcilik camiasında kafasına yatmayan konularda CİMER’e başvuran çeşitli mecralarda yazılar kaleme alan Yüce Uyanık isimli bir arkadaşımız vardır. 3-5 hafta önce bir yazı yazdı. Güzel yazmış sözü ona bırakayım:
“Teknenizin yanında gezen 3-4 metrelik şişme botunuzda bile; bulunan kişi sayısı kadar can yeleği, bir adet yuvarlak ya da at nalı şeklinde can simidi (IMO, TSE veya dümen işaretli) olacak. Botun bir yerine can yeleklerinin nerede bulunduklarına dair işaret yapıştırılacak. (Burası çok önemli!) Manyetik pusula, önde yeşil ve kırmızı renkli seyir fenerleri, iki mil mesafeden 360 derece görünecek şekilde (pupa ve silyon feneri niyetine) bir ışık bulunacak. Direk lazım bunun için, ama siz kafanıza takın. Bir adet siyah küreniz ve gerekli işaret techizatı (ne olduğunu öğrenmek gerek) bulunacak ve radar reflektörü, GPS, dürbün, termometre ve barometre bulundurmak zorundasınız. Aynayı da unutmayın. Düdük veya kampananız olacak, yoksa farklı bir ses çıkarıcı alet olacak. Kendi sesiniz olmaz. Havalı korna olabilir. Şişme botunuz kürekle hareket ediyorsa 2 litrelik bir adet yeter, ama eğer motorunuz varsa bir de 6 litrelik yangın söndürme tüpünüz olmalı. Hepsi de sertifikalı olacak. Tehlike bayrağını ve el fenerini de unutmayın. Aman yangın baltasını ve bir adet yangın battaniyesini botun bir yerlerine iliştirmeyi ihmal etmeyin. İlk yardım seti zaten olmalı. Bunlardan birisi eksik olursa, metre başına yüklü bir ceza ödersiniz ve denize çıkamazsınız. Eğer bunları tamamlar ve botta yer bulup denize çıkabilirseniz, iyi eğlenceler. Bu arada… Aman botunuzu başkasının kullanımına vermeyin. Verecekseniz de liman başkanlığından onaylı yetki belgesi ile verin. Bunun harcı şimdilik 1000 TL, ama olmazsa cezası metre başına 2.500 lira. Yani sizin mesela 3 m botunuz için 7500 lira.”
Yüce arkadaşımız şişme bot örneği vermiş, ama yeni yönetmeliğe göre bunlar 6 metrelik bir balıkçı kayığı için de, 9 metre küçük bir günlük gezi teknesi için de geçerli. Çünkü yeni yönetmeliğin tanımlar bölümünde “Bu yönetmelik 2.5-24 metre tüm özel tekneler için geçerlidir” deniyor.

DENİZDE İSYAN GÜNLERİ…
İkinci perdeye geçelim… Ulaştırma Bakanlığı 3-5 yıl önce her nedense Türkiye’yi denizcileştirme kampanyası başlattı. “1 milyon amatör denizci sertifikası dağıtacağız” diye bir karar verdi ve liman başkanlıklarında düzenlenen kitlesel ve gerçekten komik sınavlarla bu belgeleri dağıttı.
Şimdi, 17 Temmuz’da yürürlüğe girecek bu yönetmelikle özetle deniyor ki;
“Sizin bir Amatör Denizci Belgeniz olabilir. Ama o, bugüne kadar böyle idi. Bugünden sonra bir eğitim almaz ve bir sınavdan geçmezseniz ancak ADB10 belgeniz olur ve 10 metre uzunluğa kadar tekne kullanabilirsiniz. O sınavdan geçince ADB24 belgeniz olacak ve daha büyük tekneleri de kullanabileceksiniz. Bu eğitim için de 5 yıl süre tanıyoruz.”
Bu yeni belge sınırlaması amatör denizci dünyasında doğrusu bir soğuk duş etkisi yarattı. Nasıl mı?
HOCALARIMIZ ABİLERİMİZ…
Amatör denizcilik dünyasını ve mevzuatı yakından takip eden arkadaşımız Sezar Atmaca bu garip yönetmeliğin yayınından 1-2 hafta sonra bir değerlendirme yazısı kaleme aldı. Tek tek tüm tuhaflıkları sıraladı.
2004 yılından bu yana bu yönetmeliğin 4’ü asli 10 değişiklik geçirdiğini ve hala yalpaladığını vurgulayan Atmaca şöyle bir soru soruyordu:
“Örneğin Horn Burnu’na gitmiş Atasoylar’a ya da ADF başkanlığı yapmış, Atlantik geçmiş, kayıtlı yaklaşık 200 bin mil seyri olan, hepimizin komodoru Teoman Arsay’a ‘tekneniz 10 metreden büyük olduğu için elinizdeki belgeyle artık kullanamazsınız, ADB 24 teorik eğitimini tamamlamanız gerekiyor’ demek ne demek?”
Aylar böylece geldi geçti. Yazılıp çizilene bir itiraz, açıklama yok. Yeni yönetmelik için geri sayım devam ediyor…
Naviga’nın Haziran sayısında derginin kurucusu Turgay Noyan abimiz bir yazı yazdı.
Başlığı: “Yettiniz be, yettiniz artık.” Bu başlıktan yazının ana fikrini tahmin edebilirsiniz, ama içeriği de insanın içini acıtıyor:
“Kaç aydır, kendimi tutmaya çalışıyorum ama artık tahammülüm kalmadı… Tam 82 yaşındayım. Sandal sahibi olarak 1961 senesinde başladığımdan bu yana denizlerdeyim. 1965 yılından bu yana da kotra sahibi olarak amatör denizcilik yapıyorum. Yani şimdiki tabiriyle yatçıyım.
Şimdi yeni bir karar almışlar. Bundan böyle Amatör Denizci Belgesi iki sınıf olacakmış. 10 metreye kadar ayrı, 10 ile 24 metre arası ayrı ehliyet. Bu kafaya göre şimdi ben yaklaşık 40 senedir kullandığım teknemi artık kullanamayacağım iyi mi! Nerede müktesep hak?
Affınıza, hoşgörünüze sığınarak yazıyorum. Bu işin kitabını yazmış (laf olsun diye söylemiyorum Amatör ve Deniz adlı eğitim kitabım var) 60 küsur yıllık denizciyi belki de hayatında bir kez yelken açmamış, tekne sahibi olarak denize çıkmamış birileri belgesini yükseltmek için imtihan edecek öyle mi? Böyle bir sınavı hakaret kabul ederim. Zaten beş yıl süresi varmış. O zamana kadar kim öle, kim kala belli değil. Baktım ömrüm yetiyor o saatte denizi bırakırım olur biter…”
BİTMEYEN TUHAFLIKLAR MANZUMESİ
Yönetmeliğin gerçekten her satırında ayrı bir hoşluk var.
Uydu haberleşmesi ile Namibya’dan uzaktan kumanda ile yönlendirebileceğiniz teknenizde kağıt haritalar, pergel, cetvel, kurşun kalem, silgi bulunmuyorsa tekne boyu metre başına 1000 TL’den hesaplanacak ceza ödemeniz gerekebilir.
Yeni envanterde 2 zorunlu kitap, 1 zorunlu tablo var. Amatör Denizci El Kitabı, Denizde Canlı Kalma El Kitabı ve Can Kurtarma İşaretleri Tablosu. “Ne güzel, okuma yazma seferberliği” de diyebiliriz.
İlk yardım seti mecburi. Tam teşekküllü bir acil müdahale çantası ya da bir mini ecza dolabını andıran ilaç çantası olmadan denize çıkmış bir amatör denizci hayal edebiliyor musunuz? Ben edemiyorum.
Fener bulundurulması mecburi deniyor. Nasıl yani? Benim bildiğim her teknede her odada bir fener, ayrıca bir uzun menzil, bir tamirat/çalışma feneri vardır. Ben sualtı dalış feneri de taşıyorum doğrusu.
O ünlü balta konusu: Fiber teknelerde zıplayıp ek hayati tehlike yaratmak dışında ne işe yarar, kuşkuluyum. Acil halat kesmek için bile kullanılmaz… Onun için testere ağızlı bıçak/çakı kullanmak gerekir.
Özetle…
Doğal olarak cezai müeyyidelerle de donatılmış bu yeni yönetmelik keyfi ya da takdire dayalı denetimlere izin verebilecek mecburiyetler getiriyor.
ADB10 ve ADB24 şeklinde ikiye bölünen sertifikasyon deneyimli denizciler açısından ciddi bir ayıp gibi görünüyor.
Henüz yürürlük kazanmamış iki tatsız sonuç.

YENİ BİR KAVRAM: DENİZDE ALKOL DENETİMİ
Yakında her özel teknede bir alkolmetre görebilirsiniz. Çünkü yeni yönetmelikte bir de alkol sınırlaması konusu ortaya çıktı. İçki içeceksek araba kullanmamaya alıştık, peki denize çıkacaksak içki içmek haram mı olacak?
Şöyle: “Madde 18. Fıkra 6. Nefeste saptanan kan alkol seviyesi (BAC) %0,05 ya da 0,25 mg/ml oranından fazla şekilde özel tekne ile seyredenlerin amatör denizci belgeleri 6 ay süreyle askıya alınır.”
Çok güzel! Aklı başında hiçbir kaptan zaten zil zurna denizde seyir yapmaz.
Ama… Diyelim ki bütün gün seyir yaptınız. Geldiniz bir koyda güzelce (emniyetli şekilde) demirlediniz. Denize girdiniz, yemek yediniz. Hava sakin, güneş ufukta tüm güzelliğiyle batıyor.
Şimdi diyelim ki… Canınız bu eşsiz görüntüyü bir kadeh aslan sütü ile selamlamak istedi.
Bu aralar tüm koylarımız GBT yapan Sahil Güvenlik (SG) botlarıyla çalkalanıyor. İster misiniz bir de demirli teknede alkol kontrolü…
Şimdi bu konu, sanırım denizlerimizin yaşanırlığı açısından 2026’nın önemli ayraçlarından biri olacak.
Yasalar açısından bizim gördüğümüz şu: Seyir hali “Denizde çatışmayı Önleme Yönetmeliği" isimli tüm kanunların üstündeki uluslararası bir sözleşme tarafından “karaya bağlı, demirli ya da kıyıya oturmuş halde bulunmayan tekne” olarak tanımlanır.
Yani alargada güvenli bir şekilde demirli ya da demirli ve kıçtankara kıyıya bağlı ya da karaya (ya da bir kara tesisine) bağlı tekne seyir halinde kabul edilmez. Nokta.
Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan (merkez) aldığım informel bilgiye göre…
SG’nin “Demirleme seyir hali değildir” konusunda bir itirazı olmayabilir. Ama alkol kontrolünde TCK madde: 179; yani “Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma”, C Bendi esas alınıyor. (Yani… Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen kara, deniz, hava aracı kullanan kişi 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılır.)
Burada sanki 2 pürüz var.
1- TCK 179/C bendi ihlal koşulu, yeni deniz yönetmeliğimizde belirtildiği gibi 0.50 promil değil 1.00 promil ve üstüdür. Yani, yeni yönetmelikteki 0.50 promil sınırı ile bu yaklaşım yeni bir kafa karışıklığı ortaya çıkarabilir.
2- TCK 179/C bendi, tıpkı yeni denizcilik yönetmeliği madde 18 - 6’ıncı fıkra gibi aracı kullanma halinde ya da kamu güvenliğini riske edecek şekilde park halinde geçerlidir. Yani, tıpkı evin önüne nizami şekilde park etmiş arabanın sahibinin cezai sorumluluğu olmayacağı gibi güvenli demirlemiş bir teknenin kaptanının da cezai sorumluluğu olmamalıdır.
SG’nin denizde aşırı alkol kullanımını hoş görmeyelim, izin vermeyelim perspektifine tüm denizciler saygı duyar.
Ama alargada demirli ya da demirli ve kıçtan kara kıyıya da bağlı iken???
GEÇMİŞ DENETİMLERDEKİ BAZI İFADELER
Yakın geçmişte sahil Güvenlik saha yetkililerinin alargadaki özel teknelerde bazı denetimlerde mürettebatın durumunu değerlendirerek bazı alkol kullanımı uyarıları yaptığına tanık olduk.
Bu uyarılarda ana eksen mealen şu oldu: "Arkadaşlar fırtına çıkabilir, yıldırım düşebilir, demir tarayabilir, halat kopabilir.... Tekne kaptanının denizde her durumda teknesini tam olarak yönetebilir olması gerekir. O nedenle de alkollü olamaz."
Bu durumdaki teknelere benim bildiğim bugüne dek bir ceza uygulaması yapılmadı. Sadece uyarı yapıldı, "dikkatli olun" dendi.
Zaten bu durum, "kentimizde yaşanabilecek sel, fırtına, yıldırım, deprem, yangın gibi koşullarda ev sahibinin 0.50 promil üstü alkol kullanmamış olması icap eder" tezinden hareketle, evlerimizde de alkol seviye takibinden farksız değil midir?
DÖNELİM BUGÜNÜN KONUSUNA...
SG komutanlarıyla tanışmışlığım, tim komutanlarıyla karşılaşmışlığım çoktur. Zor bir sahada işlerini hatasız yapmaya çalıştıklarının tanığıyım.
dolayısıyla, geçmişte yapılan bu alkoluyarılarının haklı olabiliceğini de düşünüyorum. Denizde aşırıya kaçmamak gerekir.
(Ayrıca bir çatma ya da hasar halinde alkollü kullanım varsa sigorta şirketleri tüm dünyada sorumluluktan kaçar. Bu da aklımızın bir köşesinde bulunmalı.)
Ancak konu farklı... Ne demiştik...
"Diyelim ki bütün gün seyir yaptınız. Geldiniz bir koyda güzelce (emniyetli şekilde) demirlediniz. Ya da demirli ve kıçtan karaya bağlandınız. Denize girdiniz, yemek yediniz. Hava sakin, güneş ufukta tüm güzelliğiyle batıyor.
Şimdi diyelim ki… Bu eşsiz görüntüyü bir kadeh aslan sütü ile selamlamak istediniz..."
Evet şimdi ne olacak?
Maalesef... Yeni yönetmelikte bu konunun muğlak ifade edildiği apaçık ortada.
Kararın bir denetim unsurunun keyfiyetinden uzaklaştırılması ve konuya netlik getirme işinin olası bir ceza uygulamasıyla yargıya bırakılmaması; Sahil Güvenlik ya da UAB yetkililerince bir an önce net tanımlamalar yapılması hepimizin dileğidir.
Not: Yeni yönetmelikteki “Nefeste kan alkol seviyesi 0,25 mg/ml oranından fazla” ifadesi de değiştirilirse iyi olur.“0.25 mg/ml” kanda 525 promil alkol demektir. Bunun için de 50 şişe 70’lik rakı içmek ve 30 kere ölmüş olmak gerekir. Doğru ifade: “0.25 mg/L”dir.



Yorumlar